10 Ağustos 2017 Perşembe

Kül / Cemil Yüksel

durma uzun uzun geç beni
ayakları su görünüşü güzel
unut saati bahçede kurulmuş sofrada
en son kaldırılan peçeteler gibi

tut uzayan en uzun gölgeni
yıkıntıların arasından çekilirken
işle örgüsünü aralanmış bir perdeden
meyve bahçelerini andıran dirliğin

baharı incecik akan bir iple omzuna takmış
asılı durduğu yeri seven çiçekli bir elbise gibi
düşünce kesilince uzamış saç ve tırnaklarından

elbiselerin bedeni kalan sessizliktir 
güzelliği bir bir açılır her türlü sakinlikten. 

hiçbir deniz durulmuyor sadece mavide
hiçbir arzu karşılanmıyor evet
uzun uzun sürdürmek için bu yoğunluğu

aşk unutulmaktır sözsüzlüğün evinde  

durma uzun uzun geç beni
bir suyun özlediği hızla üstümden
ne eksilir yönünden rüzgar, ne dal kırılır

-kırılabilir belki de kim bilir-
durma geç beni hiçbir kelimenin karışmayacağı
eski bir acının sesinden


uçmak için kanatlar yerine
kendi ağırlığını hafifletmiş bir kül gibi

kal.

kalabilirsen içinde uzun uzun  
kalbin hatırlayacak
yeniden şeklini alacak camlar gibi 
sıcaklığında akmayı.